beyaz

2011-04-18 14:42:00

      O siyahtı kurşuna dizenler beyaz silah sesinden ürkerek gökyüzüne uçuşan kuşlar bembeyaz       Sunay Akın     ... Devamı

Satranç ve Buğday hikayesi

2011-04-18 13:34:00

Rivayet olunur ki bunu bulan Brahman rahibi Şah'a bir ders vermek istemiş. ''Sen ne kadar önemli bir insan olursan ol, adamların, vezirlerin, askerlerin olmadan hiçbir işe yaramazsın'' demek istemiş. Şah bu durumdan memnun görünmüş, ''Peki, oyunu ve dersini beğendim. Dile benden ne dilersen'' demiş. Rahip bu olay üzerine Şah'ın alması gereken dersi hala almadığını düşünerek ''Bir miktar buğday istiyorum'' demiş. ''Sana bulduğum bu oyunun birinci karesi için bir buğday istiyorum. İkinci karesi için iki buğday istiyorum. Üçüncü karesi için dört buğday istiyorum. Böylece her karede, bir önceki karede aldığımın iki misli buğday istiyorum. Sadece bu kadarcık buğday istiyorum'' demiş. Şah, kendisi gibi yüce ve kudretli bir şahtan isteye isteye üç beş tane buğday isteyen bu rahibin, küstahlığa varan alçakgönüllülüğüne sinirlenmiş ve ona bir ders vermek istemiş. ''Hesaplayın. Hak ettiğinden bir tane fazla buğday vermeyin'' demiş. İnce hesap; Hesaplamaya ilk kareler kolay gitmiş. 1. Kareye bir buğday, 2. Kareye iki buğday, 3. Kareye dört buğday... Ancak 10. kareye gelindiğinde 1023 buğday vermeleri gerekiyor. Bu yaklaşık bir avuç buğdaya karşılık gelir; hesabın hep böyle gideceğini, hep rahibe böyle üç beş buğday vereceklerini zannediyorlardı. Zaten 15. kare yalnızca 1.5 kilo buğday vereceklerdi. 25. kareye gelince 1.5 ton olduğunu görmüşler ama fazla heyecanlanmamışlar. Oysa; 31. kareye gelince, bu işin şakası olmadığını anlamaya başlamışlar. Çünkü vermeleri gereken buğday 31. karede 92 tonmuş. 49. kareye geldikleri zaman 24 milyon ton buğday vermeleri gerekiyor. Bu ise Türkiye'nin bir yıllık buğday üretiminden ... Devamı

abidin'in cevabı

2011-04-17 18:48:00

Kokusu buram buram tüten Limanda simit satan çocuklar Martıların telaşı bambaşka İşçiler gözler yolunu. İnebilseydin o vapurdan Ayağında Varnanın tozu Yüreğinde ince bir sızı. Mavi gözlerinde yanıp tutuşan hasretle kucaklayabilseydim seninle, bir daha. Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi Bağrımıza bassaydık seni Nazım, Yapardım mutluluğun resmini Başında delikanlı şapkan, kolların sıvalı, kavgaya hazır Bahriyeli adımlarla düşüp yola Gidebilseydik Meserret Kahvesine, İlk karşılaştığımız yere Ve bir acı kahvemi içseydin. Anlatsaydık o günlerden, geçmişten, gelecekten, Ne günler biterdi, Ne geceler... Dinerdi tüm acılar seninle Bir düş olurdu ayrılığımız, anılarda kalan. Ve dolaşsaydık Türkiyeyi bir baştan bir başa. Yattığımız yerler müze olmuş, Sürgün şehirler cennet. İşte o zaman Nazım, Yapardım mutluluğun resmini Buna da ne tual yeterdi; ne boya... Abidn Dino   Devamı

mutluluğun resmi

2011-04-17 18:44:00

sen, mutluluğun resmini yapabilir misin abidin? işin kolayına kaçmadan ama gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil ne mavi yosunlu akvaryumda yüzen kırmızı balığın ne de al çeperli elmanın 1961 yaz ortasındaki küba'nın resmini yapabilir misin? çok şükür, çok şükür bugünleri de gördüm ölsem gam yemem gayrinin resmini yapabilir misin üstad?   Devamı

işte mutluluğun resmi

2011-04-17 18:41:00

Devamı

yaş 35

2011-04-14 13:20:00

Yaş otuz beş yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider.   Şakaklarıma kar mı yağdı, ne var Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz Ya gözler altındaki mor halkalar Neden öyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar   Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan.   Hayâl meyâl şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir, Gittikçe artıyor yalnızlığımız.   Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç fark ettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.   Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar Nerden çıktı bu cenaze Ölen kim Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.   Neylersin ölüm herkesin başında, Uyudun uyanamadın olacak. Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında Bir namazlık saltanatın olacak, Taht misâli o musalla taşında.                           CAHİT SITKI TARANCI ... Devamı

nisan yağmurları hakkında

2011-04-14 13:08:00

Bugünlerde yağması beklenen bereketli Nisan yağmurları, vücuda zindelik ve enerji kazandırıyor. Çünkü içinde “kullanılabilir demir” var. Kış boyunca en alt seviyeye inen vücudun demir miktarını en doğal yoldan geri kazanabilirsiniz: Yağmur gördüğünüzde dışarı çıkıp bol bol ıslanın!.. nisan yağmuru yağarken  etrafınıza dikkatle, fark etmek için bakın. Yaprakların boyutlarını, renklerini, tomurcukları hafızanıza kaydedin... Evcil hayvanınız varsa bu sudan içirin, mümkünse yağmurda dolaştırın. Evde yaşlılar varsa onların da ellerine, yüzüne, saçlarına yağmur suyu sürün. Hatta mümkünse hafta başında, kanınızdaki demiri ölçtürün; ıslana ıslana dolaştıktan sonra kanınızdaki demiri tekrar ölçtürün... Böyle tavsiye ediyor uzmanlar. Nisan yağmurlarında kullanılabilir sevgi var, hissedilebilir şefkat var ve hoşgörü var... Üstelik yağmurlar mayısta da yağacak, martta da yağıyordu... Nisanda da sevgi yağmurları yağıyor yine, her yerde. Peki biz,,, biz, nerdeyiz?.. Bu yağmurların altında mıyız? Etrafımıza biraz daha dikkatle bakıyor muyuz; bitkilerin rengini, yaprakların boyunu ve tomurcukları görebilecek kadar?.. Yaşlılarımızın da bundan mahrum kalmamasına çaba gösteriyor; suyu, elimizle onların da ellerine, yüzlerine, saçlarına sürüyor muyuz?.. Aynı sudan hayvanlarımıza bile içirmeyi düşünüyor muyuz?.. Fark ediyor muyuz gerçekten; nisan yağmurları yağıyor... Ve sevgi yağmurları yağıyor; bir nisandan diğer nisana kadar... Biz altında dolaşıyor muyuz?.. Islanmayı, biliyor muyuz?..                             &nb... Devamı

Felaketim Olurdu Ağlardım

2011-04-14 13:01:00

Gözlerin gözlerime degince felaketim olurdu,ağlardım beni sevmiyordum, bilirdim bir sevdigin vardı,duyardım çöp gibi bir oğlan,ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldürecemden korkardım feleketim olurdu aglardım ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlarkuş gibi gülerdi sesizice bir cigara yakardım parmaklarım ucunu yakardım kirpiklerini eğerdin,bakardın üşürüm,içim ürperirdi felaketim olurdu, ağlardım akşamlarbir roman gibi biterdi jezabelkan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felaketim olurdu,ağlardım ATİLLA İLHAN Devamı

izdivaç :)

2011-04-13 14:13:00

Zuhal topal'la izdivaç programında Sabriye teyze talibini neden beğenmediğini açıklarken.'' Ben İNSAN TÜCCARIYIM'' diyor:((insan sarrafı olacak tabiki)) :dd Devamı

cmylmz

2011-04-12 16:10:00

Herkes sevdiğinin peşinde boşuna koşmak yerine, kendisine sevene evet dese ; bitecek bu film . [ C. Yılmaz ] Devamı

Mevlana Celaleddin Rumi

2011-04-12 12:53:00

Aklın yoksa yandın...Ya kalbin yoksa? O zaman zaten sen yoksun ki... Hz Mevlana Devamı

Mevlana Celaleddin Rumi

2011-04-12 12:48:00

Bir gece aşka; "Doğru söyle, sen kimsin?" dedim. "Ben ölmeyen hayatım,ölmeyen yaşanışım. Ben daima devam eden, hoş geçen bir ömürüm." dedi. Tekrar sordum: "Ey mekandan dışarı olan aşk! Senin evin nerededir?" "Ben gönül ateşinin dostuyum. Ben yaşlı gözlerin yanı başındayım." diye cevap verdi. Hz. Mevlana Devamı

baba

2011-04-11 16:30:00

4 yaş : Babam her şeyi biliyor. 5 yaş : Babam çok şey biliyor. 6 yaş : Benim babam, senin babandan daha çok şey biliyor. 8 yaş:  Babam herşeyi bilmiyor. 10 yaş: Babamın gençliğinde her şey çok farklıymış. 12 yaş: Aslında, babam bu konudahiç birşey bilmiyor.Çocukluğnu anımsamayacak kadar yaşlı. 14 yaş: Babama kulak asma.O artık çağdışı. 21 yaş: Babam mı?Aman,Tanrım. O hiçbir işe yaramaz. 25 yaş: Babam bu konuda az da olsa birşeyler biliyor,ama o yaşta bir insanın bu konuda birşeyler bilmesi normal. 30 yaş: Bu konuda babamın fikrini alsak iyi olur.O kadar deneyimli ki, 35 yaş: Babama sormadan hiçbirşey yapmam. 40 yaş: Aceba babam bu konunun üstesinden nasıl gelirdi? Ne kadar akıllı ve deneyimli bir insandı. 50 yaş: Babamın yanımda olması ve bu konuda bana akıl vermesi için neler vermezdim. O’nun ne kadar akıllı bir insan olduğnu hiç taktir etmemişim. Ondan çok şey Öğrenebilirdim.   Devamı

öğrendim

2011-04-11 16:18:00

YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim. YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim. YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim. YAŞ 13 Annemle babamın elele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim. YAŞ 15 Bazan hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim. YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim. YAŞ 24Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.   YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim. YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim. YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim. YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim. YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim.. YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim. YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim. YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim. YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim. YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim. YAŞ 64 Mutluluğun parfum gibi olduğunu, kendime bulaş... Devamı

susmak ve öğrenmek

2011-04-11 15:22:00

Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun gelişini iple çekerdim.. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla.Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi... Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.. Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon  seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyo... Devamı

elveda gülsarı adlı kitaptan....

2011-04-11 15:06:00

Bir yanda kıvanç; bir yanda kaygı...Hayat dediğin böyleydi işte.... Cengiz aytmatov ''elveda Gülsarı'' Devamı

mahatma gandhi

2011-04-11 15:03:00

sözlerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür; düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür; duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür; davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür; alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür; değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür; karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür! (mahatma gandhi) Devamı

kulak çizimi ( bir kaç örnek)

2011-04-11 13:49:00

      girinti ve çıkıntısından olsa gerek kulak çizmek zor geliyor bana Devamı

hepimiz bir hiç'iz

2011-04-11 13:14:00

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar: “Kimsin?” “Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.” ...Dudak bü...küp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca: “Sen kimsin?” “Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara. “Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca. “Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam. “Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca. “Vezir” demiş adam. “Daha daha sonra ne olacaksın?” “Bir ihtimal sadrazam olabilirim.” “Peki, ondan sonra?” Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş: “Hiç.” “Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında!”Devamını Gör Devamı

Necip Fazıl Kısakürek

2011-04-11 13:03:00

Herkes herkesi aynı sevemez. Kimileri gururunun yettiği kadar sever. Kimileri ömrünün yettiği kadar . . . [ Necip Fazıl Kısakürek ] Devamı

balerin ne tarafa dönüyor?

2011-04-10 17:33:00

  eğer saat yönünde dönüyor olarak görüyorsanız beynin sağ tarafını kullanıyorsunuz demektir ki bu da sizin yaratıcı bir kişi olduğunuza işaret eder. eğer saat yönünün tersi yönünde dönüyor görüyorsanız buda sizin beyninizin sol tarafını kullandığınıza bir işarettir ki bu da mantıklı bir kişi olduğunuza işarettir. yorumlaınızı bekliyorum . belki bununla çoğu yerde karşılaştınız ama  merak ettim kim ne görüyo.   ***ben sağa dönüyor olarak gördüm ( saat yönünde)*** Devamı

can dündar

2011-04-10 16:41:00

Bazen insan; ''Ben iyiyim'' dediğinde gözlerinin içine bakıp ''iyi değilsin biliyorum'' diyecek birine çok ihtiyaç duyar".   Devamı

el çizmeyi hiç denediniz mi?

2011-04-10 16:14:00

                              el çizmek çok zevkli  ve kolay oluyor. çünkü size poz vermesi için birilerini aramak zorunda kalmıyorsunuz. İşte size sağdan soldan  bir kaç örnek. Devamı

Eflatun'a sormuşlar:

2011-04-10 08:06:00

Eflatun'a sormuşlar: "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?" Eflatun: "Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler ama sağlıklarını geri almak için para öderler. Yarından endişe ederken bu günü unuturlar dolayısıyla ne bu günü ne de yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar ancak hiç yaşamamış gibi ölürler." Devamı

necip fazıl kısa kürek'ten...

2011-04-09 19:24:00

Yakınlık, uzaklıktan daha sıkıntılıdır. Çünkü her yakınlıkta kaybetme korkusu, uzaklıkta ise kavuşma ümidi vardır".   Devamı